Rezervasyon
Diyarbakır’da ilk önce İslamiyet’in beş Harem-i Şerifinden birisi olarak kabul edilen Mor Thoma Kilisesinin camiye çevrilmesiyle yapılmış Ulu Cami’yi geziyoruz.
Ulu Camii gezisi sonrası, “Yaş 35 ve Haydi Abbas” şiirlerinin yazarı Cahit Sıtkı Tarancı’nın Doğduğu Eve gidiyoruz ve Dört Mevsim Odalarını görüyoruz.
Sonrasında yapacağımız yürüyüşümüzle Dört Ayaklı Minare’yi, Diyarbakır Surları’nı, Keçi Burcu’nu görüyoruz ve fotoğraflıyoruz. Ardından otobüsümüzle On Gözlü Köprüye geliyor, Hıdrellez zamanı, yöre insanlarının beze dilek yazıp nehre attıkları tarihi köprüden Dicle’yi izliyoruz.
Sonrasında Midyat’a doğru yola çıkıyoruz. Süryanilerin ilk yerleşim mekânlarından biri olan Tur Abdin Bölgesi’nin kalbi Midyat’a gidiyoruz. Bölgede ki Süryaniler tarafından kutsal kabul edilen Mor Gabriel Manastırı’nı ziyaret ediyoruz (Tur Programının akşına ve gezi süresine bağlı olarak Deyrul Umur veya Deyrulzafaran Manastırı gezisi de yapılacaktır. Bu kararın uygulayıcısı Tur Rehberimizdir.) Ardından Sıla Dizisi’nin de çekildiği Konuk Evi’ni ziyaret ediyoruz. Sonrasında bir Midyat el işlemecilik sanatı olan Telkâri sanatı hakkında bilgi alıyoruz ve Midyat’ ta sizlere serbest zaman veriyoruz.
Serbest zaman sonrasında otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.
Kahvaltı: Thy uçağında kahvaltı paketi verildiğinden, kahvaltı için zaman harcamadan tura başlanacaktır.
Öğle Yemeği: Bölge restoranlarında ekstra olarak alınacaktır. Tur ücretine dahil değildir
Günün Alışveriş Noktası: Yöresel Ürün Mağazası
Konaklama: Mardin Otelleri
Akşam yemeği: Otelde açık büfe veya set menü olarak alınacaktır.
Değerli Konuklarımız, otelimizde alacağımız açık büfe sabah kahvaltısı sonrasında, dinlerin ve dillerin buluştuğu, Süryani’sinden Arap’ına birçok farklı kültür ve inanç birleşimi olan Mardin gezimize başlıyoruz.
Taş işçiliği ve kentsel dokusu ile ziyaretçilerini büyüleyen eski Mardin’de, dar ve taş sokaklarda çarşıların arasından yapacağımız yürüyüşümüzde, Mardin’in en büyük camisi olan Ulu Cami ve minaresinin anlatımını dinledikten sonra, belediye temizlik işlerinin eşekler ile yapıldığı evlerin altından geçerek, tarih kokulu sokaklarda yürüyoruz.
Eşsiz Mezopotamya manzarasında kahvelerimizi içmek için sizlere serbest zaman veriyoruz. Mardin turumuzu tamamlıyor ve Göbeklitepe’ye hareket ediyoruz. Dünyanın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe’de hayvan kabartmalarını görüyor ve bu gizemli tarihe tanıklık ediyoruz.
İstanbul'un karmaşasından kaçıp Mezopotamya'nın bu kadim topraklarına ayak basmak bana inanılmaz iyi geldi. Özellikle Mardin'in dar sokaklarında yürürken taş evlerin mimarisine ve Deyrulzafaran Manastırı'nın o mistik havasına hayran kaldım. İki güne üç şehri sığdırmak biraz yorucu olsa da rehberimiz Ahmet Bey'in enerjisi ve anlatımıyla zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Organizasyon ekibine bu unutulmaz deneyim için çok teşekkür ederim.